Usta Kalemlerin Mürekkebinden
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Hilal Turizm Huzurlu İbadet

HABER ARA


Gelişmiş Arama
VAV Harfinin Sırrı

VAV Harfinin Sırrı

Tarih 18 Şubat 2014, 09:27 Editör Haber Botu

Hayatın başlangıcı vuslat değil midir

İnsanlar çula düştü
Paraya pula düştü
Sana gönül vermek de
Bu garip kula düştü. (Ayhan Ünal)


Dilimizde “V” harfiyle başlayan birçok kelime vardır. Bu kelimeler aslında hayatı anlamlandıran, hayatı izah ve ifade eden kelimelerdir. Meselâ; Vade, vuslat, visal, veda, vurgun, vefa, vera, vareste.. bunlardan bir kaçıdır. Bu yazımızda, sözünü ettiğimiz bu kelimelerden birkaçı üzerinde duralım ve düşünelim istiyorum. Ancak konuya girmeden önce kısaca “V” harfinden de söz etmek isterim.

Eski hattatlarımız, çalışmalarını daha çok “V” yani “Vav” harfi üzerinde sürdürmüşler. Bu harfin yazılışının çok kolay olduğu için midir acaba onların bu harfi temrin /alıştırma/ konusu yapmış olmaları?

Yoksa onun bir çengel gibi, kelimeleri birbirine bağlayarak bütüncül bir anlam ortaya çıkarmasından mı?

Vav harfi, “HÛ” kelimesini oluşturan iki harften biridir. “HÛ”, “O” demektir. O ise, Allah demektir. Bunun için midir bu harfin önemi ve değeri hattatlarımız nazarında acaba?

Tüm bu sorularla birlikte bir şey daha geliyor insan aklına: Hattatlarımızın “VAV” üzerinde bu denli yoğunlaşmaları, yazının başında zikrettiğimiz hayatî önem taşıyan kelimelerin onunla başlamasından dolayı mıdır acaba?”

Bazı mekânlarda levha halinde asılmış meşhur bir söz vardır; “İttekul vavât,” yani “vavlar” konusunda dikkatli olunuz” diye başlayan bu söz, yine birçok hattatımıza ilham kaynağı olmuştur. Söz konusu bu güzel sözde, sorumluluğu büyük olan ve “V” ile başlayan kelimelere dikkatimiz çekilmektedir. Bunların: Valilik, Vezirlik, Velilik, Vekillik, Varislik ve Vakıf yöneticiliği olduğu ifade edilmektedir.

“VAV”harfinin üzerinde kısaca durduktan sonra şimdi esas konumuza dönebilir ve vuslat kelimesiyle başlayabiliriz.


Evet, hayatın başlangıcı vuslat değil midir? Ta ruhlar âleminde Rabbimizle buluşup onunla mükâleme ederken/sohbet ederken/:

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sualine: “Belâ/Evet, Sen bizim Rabbimizsin/”diye cevap vermişiz. Rab ile bu sözleşmemiz bir vuslat anında olmamış mıdır?

Sonra, şu dünya hayatımıza daha ana karnında bile başlamadan önce, babalarımızın sperminin rahme düşmesi ve ana yumurtasıyla buluşması da bir vuslat değil midir? Bu vuslattan dokuz ay sonra oradan ayrılarak bu dünyaya ayak basmamız ise hem bir firak, yani VEDA, hem de bir VUSLAT değil midir? Bu, öylesine bir veda ve vuslattır ki, feryâd’ü figanla beraber gelen bir vuslattır. Çünkü her birimiz ana rahminden ayrılırken hep ağlayarak vasıl olduk bu dünyaya.

Mevlâna’nın, “bişnev ez ney, Çûn hikayet mi kunet” diye başlayan mısraları bizim ayrılık hikayemizi; bir diyardan başka diyarlara gelişimizi anlatmıyor mu?

Vuslatların çoğunda visal vardır, mutluluk, sevinç ve sürur vardır. Ağlayarak geldiğimiz dünyaya vuslatımız da, bize çok tatlı geldi, gülmeyi, neşelenmeyi, mutlu olmayı öğrendik burada. Ana rahmine veda etmenin hüznünü, firakın acısını çoktan unuttuk dünyaya vuslat etmekle.

İşte hayat, hep böyle devam edip gidiyor; bir vuslat bir veda, bir hüzün bir sevinç, bir feryad ve figan, bir pür neşe..

Aşk Ve Hiç

Çoğu zaman zannederiz ki, vedalar hüzün, vuslatlar mutluluk getirir. Bu sanımız ne denli doğrudur acep? Hangi âşık vardır ki, sevgilisine vasıl olunca bu dünyanın en mutlu insanı olmuştur. Mecnun mu, Kerem mi..? Onların vuslatları, aşk ateşlerinin sönmesine vesile olmamış mıdır? Mecnun’a: “Benim aradığım Leyla bu değildir” dedirten vuslat değil midir? Evet, birçok vuslat vardır ki, ya aşk ateşini söndürür veya varlığımızı sonlandırır. Pervaneleri görmüyor muyuz? Onlar, ateş yandığı sürece onun etrafında döner dururlar. Ama lamba sönünce durağanlaşırlar, atıl hale gelirler. Ateşe yani maşukuna kavuşunca ise yanıp kül olurlar. O halde varlığın sırrı, vuslat ve vedada değil; aşkın bizatihi kendisindedir.

Onun için denmiştir ki:

“Âlemi âlem yapan beş nokta üç harftir,

Âdemi de âdem yapan beş nokta üç harftir.”

Yani aşktır, cezbedir âlemi düzene sokan. Bugün bizler, evrendeki tüm gezegenlerin birbirlerini cezp ettiklerini biliyoruz. Bu cezbedir ki, kozmosu yani düzeni ortaya çıkarmıştır. Şayet gezegenler arasındaki bu cezbe, bu aşk vuslata dönüşecek olsaydı düzen diye bir şey kalır mıydı? Her şey bir kaosa yani karmaşaya, keşmekeşe dönüşürdü.

Tıpkı bu örnekte olduğu gibi Âdemi de adam yapan, onu olgunlaştıran aşktır.

Aşk olunca vuslatın da, vedanın da pek anlamı kalmaz. Hatta vuslat, çoğu zaman tehlike arzeder.

Aşkın önemine vurgu yapan Koca Yunusumuz da şöyle niyazda bulunur:

Cennet cennet dedikleri,

Birkaç köşkle birkaç huri

İsteyene ver sen anı

Bana seni gerek seni.

Bu dünya hayatına geldik, güldük, oynadık, yedik içtik, neşelendik, ama dünya vuslatımız, pazardan bir kefen bezi alarak yine veda ile sonuçlanmayacak mı?

Bu dünyaya veda edişimizle, “elestü birabbiküm” sorusuna, “belâ” /evet/ cevabını verdiğimiz yere dönmüş olmayacak mıyız? Oysa bizler, o “evet” yanıtını verdiğimiz yeri çoktan unutmuştuk, ama dönüşümüz, dünyaya veda edişimiz yine ana yurdumuza vuslatla sonuçlanacak.

Önemli Olan AŞK Ve HİÇ’tir

Nice firaklar, nice vedalar vardır ki, âdemleri vurgun yemişe döndürür. Nice vuslatlar da vardır ki, âdemi atalete, durağanlığa hatta helâke götürür.

Bu bakımdan önemli olan, vuslat ve veda değil; aşktır. Ama aşkın bizi götürmesi gereken bir de, “HİÇ”lik anlayışı vardır. HİÇ kelimesi de, dedem Osmanlı’nın kullandığı “beş nokta üç harf” ile yazılır; tıpkı “AŞK” gibi.

Hiçlik, Gandi’nin dediği gibi bu dünya hepimize yeteceği, fakat hırslarımıza asla yetmeyeceği bilincinde olmak demektir.

Hiçlik, bu dünya pazarından bir kefen bezinden başka bir şey götüremeyeceğimizi anlamaktır.

Veda ve vuslatlarımızda aşk varsa ardından hiçlik gelir. İşte bu iki duygu ve düşünce, bizleri veraya ve vefaya götürür.

Veraya götürür; yani bize çirkinliklerden sakınma alışkanlığını, öteleri, uzakları görebilme yeteneğini verir. Bize bizden, bize şah damarımızdan daha yakın olan Yaradan’ımızın çok yakınımızda olduğu duygusuna ulaştırır bizleri.

Ve sonra da vefaya vasıl eder, kavuşturur.

Ünlü Kur’an Tefsicimiz Elmalılı da bu konuyu şöyle dile getirir:

“Hicran ( veda) ile visâl (kavuşma)in çarpışmadığı hiçbir sevgi anı düşünülemez. Nasıl ki, elektrikte artı ve eksi iki zıt akım birleşmedikçe faydalı bir akım meydana gelmiyor. Tıpkı bunun gibi, kalpte de elem ile haz, korku ile muhabbet kaynaşmadıkça sevgi akımı meydana gelmez. Gözyaşları ise hikmet nurunu ortaya çıkarır. Bundan dolayı Allah sevgisi, hem bilgiyi ve davranışı güzel bir sonuca ulaştırır, hem de hikmetin bir kanadı olur. Allah

korkusu da bilgi ve davranışı her türlü kötülükten ve bozukluktan koruyan hikmetin başıdır. Ayrıca aşkta sevgi ve muhabbet yükseldikçe korku ve endişe de yükselir. Yükselmenin zevk ve heyecanı, düşmenin korkusuyla orantılıdır.

Duamız Odur ki:

Gönül ister ki, tüm vedalarımız ve vuslatlarımız, bizleri gerçek aşka, sevgiye, hiçliğe ve vefaya götürsün. Bizlere sevgilileri ve dostları unutturmasın. Aşk ve Vefa duygusu, hayatımızın temelini oluşturan taşlardan olsun. Her daim Rabbimize, anamıza, babamıza, dostlarımıza sevgi ve vefa borcumuzun olduğu bilinci içimizde canlı dursun. Vedaların, ayrılıkların sonu, vefasızlıklar olmasın.

Bir önceki yazımızın kahramanı olan Koca Şeyh, maşukuna kavuşamamıştı, ama o, hiç olmayı, vefa konusunda örnek olmayı bilmişti.

Bütün bu yazdıklarımı Mevlâna’nın şu dizeleriyle özetleyip noktalamak isterim:

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,

Her gün bir yere konmak ne güzel,

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,

Hayatımızın kaçınılmaz ikilisi olan vuslat ve vedalarımızın, aşk, sevgi, saygı ve vefalarla dolu olması dileklerimle… 

Şerif Ali MİNAZ 
simavi48@gmail.com
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Bizim Seçtiklerimiz

KADER

KADER Hayatımızı bir kitap olarak kabul edersek

2014 Hac Kayıtları ve Hacı Adayları Yine Mağdur

2014 Hac Kayıtları ve Hacı Adayları Yine Mağdur Neden mi?
NEYİN PEŞİNDEYİZ ?17 Nisan 2014

GALERİ

ANKET

Araştırmacı Yazarlar Sitemiz Sizce Nasıl?









Tüm Anketler

Kalite Belgeleri




Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ELD Haber Sistemi