Usta Kalemlerin Mürekkebinden
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Yalın Kalma Cesareti

19 Kasım 2011, 00:06

Yalnızlığın da ötesi var beşer için. İnsansız kalışı ‘en yalın hâli’ değil bu yüzden.

Yalnızlık sedef rengi. Sedef yedi renk.

Her merhalede bir katı soyuluyor. Önce üstündeki metalik şeffaflıktan arınıyor ve bir müddet ardında kalan gökkuşağını seyre dalıyorsun. Sonrasında yedi kere daha soyuluyorsun.

Yedi terkediliş, yedi terkediş. Yedi ayrı yalnızlık, yedi ayrı hayat. Her biri bir öncekinden sessiz, duru, parlak ve huzurlu. Görünen o değil ya, yine de her biri bir öncekinden daha az kimsesiz.

Soyulmuşken, kendine bu kadar yaklaşmışken yalın kalsan... Yalın bıraksan... Dünya çekilip giderken izlerini de götürse. Bir süre izsiz kalsan. Giden kimselere “sen” de eklensen, “sensiz” de kalsan.

Öyle bir göz aldanışı ki yalnızlık... Sadece bir kandırmaca...

Ve bir ‘üstün kılınmışlar’ zümresinin tâ başlangıcına küçük bir ziyaret:

O zümreden çocuğu olamamış bir anne;

Hanne...

Bir niyaz;

Oğul...

Bir adayış;

Allah’a Beyt-i Makdis’de hizmet...

Meryem;

İbranice’de kendini ibadete adayan kadın...

Hanne’nin adayışı oğul içindi. İmrân’ı da endişelendiren “ya kız olursa” düşüncesi... Kız olursa vaadlerini yerine getiremeyecekleri endişesi taşıyordu ve zuhurunu göremeden vefat etti. Hanne ise kararında sabit. Daha doğrusu ümitli. Öyle ki, Meryem’i doğmadan onu mescid hizmetçisi olarak Rabb’ine adamış.

Oysa Hanne’nin de İmran gibi endişesi aynı; Ya kız olursa... “Kız erkek gibi değildir” ki.

Hz. Meryem, ismi ve görevi annesi Hanne tarafından tahsis edilen bir kadın. Bir kızı olduğunu görünce onun kovulmuş şeytandan korunmasını dilerken, tüm endişelerinden arınıp kısa zamanda o da dünyayı terketti. Hanne’yi ikna eden ise Meryem’in yüce ve ayrıcalıklı ruhu ile gördüğü üstün muameleydi.

Kesintisiz rahmetler, Meryem’i büyük ve çetin mücadeleye, arınmışlığı ile hazırlıyordu. O güne dek dünyada yaşayan tüm kadın ve erkeklerden daha başkaydı ve yalnızca kendisi dahi bir mucizeydi.

Meryem’in yolculuğu, bilerek ve seçerek bir kabulleniş, planlanmış kayıtsız şartsız bir yalnızlıktı. Görevi hiç bitmeyen,mola vermeyen bir hizmetkâr için korunaklı bir mabedti yalınlığı. Beşerî yalnızlığı ise bir oğul ile son buldu.

Hz. Meryem’in babasız oğlu, bir peygamber mucizesi...

Zamanın zorbalarının sürgünü ile vahaya kaçışları, bereket mucizesi...

Bir türlü lekelenemeyen kadın, Meryem mucizesi...

Yalnızlığın ardındaki, yalınlığın ve saflığın mucizesi...

Görünenin ardındaki sırrın yüce delilleri.

Yalın kalmak cesaret işi... İnsanı çepeçevre kuşatmış beşerî duvarların kurşun geçirmezliğinden vazgeçme işi... Önce yalnızlığı göze almak gerek. Hani şu giderek yaygınlaşan hükme göre, “bir mahkumiyet” sanılan yalnızlık. Oysa herşeyi yapabilme kabiliyetinin keşfi onunla mümkün. Bu ise bir mahkumun asla başararamayacağı bir şey.

Yedi terkediliş, yedi terkediş ve bir gönül hücresindeki “özgür” irade ile yükü herkesinkinden ağır, ulü’l-azm peygamberin annesi Meryem. Sadece bir kadın olmanın çok ötesindeki Meryem...
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
EDEPSİZ REKLAMLAR24 Eylül 2014

GALERİ

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ELD Haber Sistemi